BEN, KENDİM VE BAY X


Bilim insanı tanımlarken şöyle der: Her birey biriciktir (unique), hepsi farklı farklı özelliklere sahiptir. Duyguları, düşünceleri, alışkanlıkları, yaşam tarzları, beklentileri, hedefleri vs. her insanın farklıdır. Bir de şöyle düşünün; bir insan var ki tektir ancak o tek bedende iki veya daha fazla kişilik veya kimlik vardır. Gerçek kişiliğinden diğer kişiliğe geçtiğinde ise asıl kişiliğinden haberdar olmayan, onun yaptıklarını hatırlamayan ayrı bir kişilik veya kişilikler mevcuttur. Gerçek kişiliği gayet uyumlu, sosyal kurallara uyan, insanları seven biriyken diğer kişiliğe geçtiğinde antisosyal olabilen, uyumsuz, suç işleyen, asıl kişiliği suça teşvik eden, onu yapmak istemediği şeyleri yapmaya zorlayan başka bir kişilik daha mümkün olabiliyor bu tek bedende. Ve bu değişiminin altında bilinmeyen şeyler ya da bastırılmış ruhsal, cinsel veya fiziksel kötüye kullanımlar söz konusu olabilir.
Evet anlatmaya çalıştığım kişiliğe Dissosiyatif (Çoğul) Kimlik Bozukluğu diyoruz. Kişi özünde tektir ancak birden fazla kimlik ya da kişiliklere (alter) sahiptir. Diyelim ki kişi dissosiyatif kimlik bozukluğuna sahip ve 3 tane alteri var. Bu 3 alter cinsiyet farklılığı, ırk farklılığı gösterebilirken aynı zamanda benzer karakteristik özellikler de sergileyebilir. Bu bozukluk daha çok ergen ve erken yetişkinlik döneminde baş gösterirken, çocuklukta yaşanan ruhsal ve fiziksel kötüye kullanım başlıca nedeni olarak bozukluğun etiyolojisinde rol oynamaktadır. Ayrıca yine çocuklukta yaşanan bir ensestin de bu bozukluğa neden olabileceği bir takım araştırmalarca belirlenmiş ve literatüre geçmiştir.
Çocuklukta yaşanan cinsel bir kötüye kullanım olayı düşünelim. Örneğin çocuk birinci dereceden bir yakını tarafından tacize uğruyor ve bu taciz olayının onda yarattığı travmayı yenme adına bilinçaltında bir bölünme gerçekleşiyor dolayısıyla kişi gerçek kimliğini değil onu bu acı ve öfke veren olayı göğüsleyebilecek, o olaya tepki verebilecek bir başka kimlik oluşturmasına neden oluyor. Genellikle kendinde oluşan bu alter aslında tacize uğramamış ve uğramayacak bir kişi olarak çıkar. Bazen durum o kadar içinden çıkılmaz hale gelmeye başlar ki, alter denilen ayrı kişiliğin asıl kişiliğin yerine geçmek için asıl kişiliği intihara teşvik ettiği anlar bile yaşanır. Bu yüzden bu grupta öz kıyım veya öz kıyıma teşebbüs öyküleri bizler tarafından çok sık rastlanan semptomlar arasında yer almaktadır. İşin en ilginç yanı ise bu kişiliklerin birbirlerinden haberdar olmamaları ve birinin yaptığını diğerinin hatırlamamasıdır.
Bu bozuklukla ilgili bir takım tedavi yaklaşımları vardır. Bunlardan en etkilisi hipnoterapi olarak bilinir. Asıl amaç hipnoz esnasında bütün kişilikleri bir araya toplamak ve bir ego bütünlüğü oluşturmaktır. Ancak hipnoz esnasında beklenmedik olaylarla karşılaşabiliyoruz. Örneğin alterler arası geçişlerde beklenmedik tepkilerle karşılaşılabiliyor. Asıl kişilik normalde sessiz sakin biriyken, diğer alter bunun tam tersinde bir kişiliktir. Hipnoz seansı sırasında ego bütünlüğüne yaklaşmak istemeyen alter birden küfretmeye, fiziksel şiddete başvurmaya ya da sorularınıza cevap vermemeye başlayabilir. Hatta terapisti aşağılamaya, ona hakaret etmeye ve aşırı direnç göstermeye başlar. Siz eğer kişinin gerçekten çoğul kimlik bozukluğu tanısı olduğuna inanıyor ve hipnoz esnasında diğer alterleri seansa dahil edebiliyorsanız şunu deneyin: Önce asıl kimliğe bürünmesini isteyin ve önüne beyaz bir kağıt koyup adını yazıp imzalamasını isteyin, daha sonra diğer altere geçişi gerçekleştirin ve aynı uygulamayı bu sefer onun için yapın, daha sonra varsa diğer bir altere geçin ve yine aynı uygulamayı yaptırın. Burada asıl amaç tanıda yanılmamak ve alterlerin bu olaya nasıl tepki verdiğini görmektir. Böylece uyumlu olan alter veya alterlerle gerçek kimliği tek bir egoda buluşturun ve çoğunluğu sağlayın. Çünkü yanınıza ne kadar fazlasını alırsanız uyumsuz alteri de yanınıza çekmek o kadar kolay olacaktır. Yine bir örnek üzerinden gidecek olursak, 3 alterli bir vaka düşünün, bu alterlerden bir tanesi hiçbir anlaşmaya varmıyor ve sürekli direnç gösteriyor. Siz diğer alterlerin uyumlu olup olmadığını az önce söylediğim uygulama sayesinde bulup onları yanınıza alın ve hepsini tek güç yapıp dirençli ve uyumsuz olan alteri de yanınıza çekme planınızı gerçekleştirebilirsiniz.
Hipnozun yanı sıra ilaç destekli görüşme tekniklerini kullanarak iç görüye odaklı psikoterapiler de alternatifler arasındadır. Ancak antipsikotik ilaçlar hastada kısmen endike değildir. Bu kişilerde komorbidite (bir kişide birden fazla patolojik durumun asıl bozukluk veya hastalığa eşlik etmesi) söz konusu olabilir. Örneğin disosiyatif kimlik bozukluğu olan hastalarda aynı zamanda mental problemler, duygu durum bozuklukları ve başka kişilik bozuklukları görülebilmektedir dolayısıyla disosiyasyona eşlik eden bir psikotik bozukluğun veya bir maninin tedavisi için antipsikotik ilaçların desteği gerekmektedir.
Sonuç olarak Dissosiyatif Bozuklukların içinde Dissosiyatif amnezi, Dissosiyatif fug, Depersonalizasyon bozukluğu, Histerik psikoz gibi alt tipler vardır. Ben ise bunlardan en ciddi olduğunu düşündüğüm Dissosiyatif Kimlik Bozukluğunu ele almaya çalıştım. Esasında bu konu sayfalarca anlatılması gereken bir konudur ancak en kısa şekilde ana hatlarıyla anlatmayı ve sizlere sunmayı amaçladım. Umarım beğenir ve fikir, görüş, soru ve eleştirilerinizi yaparsınız. Görüşmek dileğiyle…


Psikolog Ferhat AKPINAR